Cilt Türleri Bakım Aşamaları

Cildi Koruyucu Faktörler Ve Cilt Yaşlanması

Cildin Koruyucu Örtüsü pH

  1. Asit Manto (Koruyucu Manto): cildin üzerindeki terin buharlaşması sırasında geriye kalan yağ asitleri, amino asitler ve suda çözünen kimyasal elementler tarafından oluşturulan floraya asit manto denir. Belli bir noktaya kadar cilt üzerine gelebilecek biyolojik, mekanik ve kimyasal etkilere karşı cildi korur. Ciltteki ph değeri 0 ile 14 sayısal değer arasında oluşturulmuş cetvelle ölçülür. Bu cetvele ph cetveli denir. Cildin ph derecesi 4 ile 6 arasındadır. Ortalama ideal olan 5. 5 tir. Vücudumuzdaki kapalı alanları (koltuk altı, kasık, parmak araları) ph değeri daha fazla çıkar.

Ph Değerini Etkileyen Faktörler

  1. Irk: beyaz tenli insanların pH değeri daha yüksektir.
  2. Kadın ve erkek arasında çok fark yoktur.
  3. 80’li yaşlara kadar pH değeri çok az farklılık gösterir
  4.  Ani hava değişimleri ve kirlilik
  5. Kozmetik kullanımları
  6.  Pleeng ve lazer işlemleri

Yüksek pH seviyeleri mantar enfeksiyonları, egzama gibi oluşumlara zemin hazırlamaktadır. Ayrıca deriden nem ve su kaybı da artmaktadır.

  • Lipik Manto: derinin yumuşaklığını sağlar. Yağ bezleri tarafından salgılanan sebum serbes yağ asitleri, trigliserit, mum, esterol esterleri, skualen ve parafin yine ter ile karışarak asit manto ile birlikte deri üzeride koruyucu etki yaratır.
  • Nem Faktörü: vücudumuzun %70’i sudur ve bu su miktarının % 13’ ü epidermiste bulunur. Olgunlaşmış deride ise bunun yarısı kadar su ihtiva eder. Deri her yönüyle hidrofil ( su emen) bir kumaş gibidir. Ciltteki su kaybının sonucu cildin kuruması, çatlaması ve sonuçta kırışmasıdır.

Biyolojik yaşlılıkta bu uzun bir süreç içinde oluşur. Dış etkenler örneğin güneş nem dengesini bozduğu için cilt normal fizyolojik sürecinden daha çabuk yaşlanır.

Cilt Yaşlanması:

Herseyce.com

Cilt iki türlü yaşlanır.

  1. İç etkenlere Bağlı Kronolojik Yaşlanma: zamanla olan yaşlanmadır. Genler ile planlanmıştır. Çevresel etkenler bu doğal sürecin hızlanmasına, artmasına veya erken başlamasına sebep olabilir.
  2. Dış etkenlere Bağlı Çevresel Yaşlanma: serbest radikaller, güneşin zararlı ışınları, sigara, kirli hava, rüzgar, mevsim geçişleri, makyaj gibi dış faktörler sonucunda oluşur.

Erken kırışıklıkların oluşumu: Doğal yaşlanma sürecine giren cilt, çevresel faktörlerin etkisiyle kırışmaya ve elastikiyetini kaybetmeye başlar. Kronolojik yaşlanmanın yanı sıra çevresel etkenler erken kırışıklıklara neden olur. Kırışıklıklar da iki şekilde gerçekleşir.

  1. Dinamik Kırışıklıklar: dinamik kırışıklıkların nedeni, cilt altındaki mimik kaslarının hareketleridir. İki kaş arası dikine çizgilenmeler, kaz ayakları  ve burun kanatlarından ağız kenarına uzanan kırışıklıkların bir kısmı bu şekilde meydana gelir.
  2. Statik Kırışıklıklar: yaşlanma, yer çekimi ve güneş ışınlarının olumsuz etkileri sonucu meydana gelir. Alın çizgileri gibi. Bu kırışıklıklar kas hareketleri ile değişmezler.

Sarkma ve gevşemenin oluşumu: Hormonal aktivitelerin yaşlanmasıyla 45 yaş sonrası cilt yaşlanması hızlanır. Cilt sıkılığını kaybeder, sarkma ve gevşemeler başlar. Bunlar yoğun olarak çene çizgisi, yanaklar ve göz kapaklarında gözlenir.

Alışkanlıkların Kırışıklık Üzerindeki Etkileri:

Makyaj İle Uyumak: Makyajla uyunduğu zaman, ciltteki gözenekler tıkanır ve cildin oluşan sebumu (cildinizin kirleri atmakta kullandığı madde) tıkalı gözeneklerden çıkamaz, bu da ciltte sivilcelerin oluşmasına sebep olur. Ayrıca cilt çabuk yaşlanır ve gözlerde de iritasyona sebep olabilir.

Fazla Şeker: Şeker cildin düşmanları arasında olan bir besindir. Cilde zarar veren ürünlerin içerisinde birinci sırada yer almaktadır.  Bağışıklık sistemini zayıflatmakla birlikte cildimizdeki kolojen ve elastin lifleri deformasyonlara uğratarak erken sarkma ve kırışıklıklara neden olur.

Sigara: Sigara damarlardaki oksijen dolaşımını azatlığı için cilt beslenmesi yavaşlar ve elestikiyetini zamanla kaybeder matlaşır. Sarkmalar ve kırışıklıklar özellikle (dudak çevresi) oluşur. Sigara güneş ışığından daha fazla zarar verir.

Kötü Beslenme: sağlıksız ve kötü beslenme tüm vücudu olumsuz etkilediği gibi cildinde hızlı yaşlanmasına neden olur. Tek yönlü beslenme yanlış, ihtiyacımız olan tüm vitaminler yeteri kadar alınmalıdır. Sofrada lifli gıdaların ağırlıklı olmasına özen göstermeli, şekeri ve tuzu mutlaka azaltmalı, sık sık sebze ve meyve tüketmeli, A, E ve C vitaminlerini sıklıkla tercih edilmelidir. Ayrıca günde en az 8 bardak su içmek gerekmektedir.

Tekrarlanan Yüz Hareketleri: tekrarlayan yüz hareketlerinden kaçınılmalıdır. Bu hareketler kasların daha fazla çalışmasına sebep olur. Yaşla beraber elastikiyetini kaybeden deri eski şekline dönemez ve kalıcı kırışıklıklar oluşur.

Uyku Pozisyonu: yüz üstü uyumak yüz kırışmasını sebeplerinden biridir. Bu pozisyon yüzde ve özellikle dekolte bölgesinde belirgin kırışıklıklara yol açar. Her ne kadar gece bu pozisyonu korumak zor olsa da, en azından yüzüstü uykuya dalmamaya özen gösterin. Yüzüstü yatma alışkanlığı olmayan kişilerin daha az kırışıklığı olduğu görülmektedir. Bu nedenle sırt üstü uyumaya alışmanızda fayda var.

Güneşten korunmamak: güneşin yaydığı UVA ışınları (kırışıklığa neden olanlar) tüm yıl boyunca aynı derecede güçlü yansırlar. Bu ışınlar cilt üzerinde leke kırışıklık ve kalınlaşmaya sebep olur. Cilt kanserinden sorumludur. Bronzlaşma UVB ışını sayesinde olur. Kolejen doku üzerinde yıkım yapar. UVA ışını da kanserojendir ve camın arkasında da geçerek kansere neden olur.